METOBOY YETENEK AVINDA!

Ülkemizin en kaliteli elektro gitaristlerinden biri olan Metin Türkcan, yıllardır gitarında logo olarak görmeye alıştığımız "Metoboy" adında yeni bir grup kurmaya karar verdi.Metin Türkcan "Metoboy" projesinde vokalleri ve elektro gitarları kendisi çalacak fakat bas gitarist ve davulcuları internette kurduğu siteden kendisi seçecek.

Seneler boyu Şebnem Ferah ve Pentagram ile çalan Metin Türkcan, bu kez kendi bestelediği şarkıları yorumlayacak.Başarılı gitaristin grubunda yer almak isteyen genç müzisyenler, benimlecalarmisin.com adlı web sitesi üzerinden kendi yeteneklerini sergileyen 1 dakikalık bir videoyu sisteme yollayacaklar.Son başvuru tarihi 10 Aralık olan yarışmanın sonucunda seçilecek olan 10 davulcu ve 10 bas gitarist (Her birinde 5 kız ve 5 erkek olmak üzere), 23 Aralık günü Kemancı'daki final gecesine katılmaya hak kazanacak.Yarışmanın galipleri de o gece yapılacak olan elemede belirlenecek.Ayrıntılı bilgi almak için-> benimlecalarmisin.com

ASLI İLE SEKSENDÖRT'TEN DÜET

Türk rock müziğinin başarılı bayan vokallerinden Aslı ile son albümleri K.G.B. ile ilk albümündeki başarıyı daha ileriye taşımayı başaran grup "Seksendört" önümüzdeki günlerde birlikte bir konser verecek.18 yaş sınırı bulunan etkinlik, 21 Kasım 2008 tarihinde Jolly Joker Balans'ta gerçekleştirilecek.

Organizasyonda "Seksendört" ve "Aslı", birbirlerinin şarkılarının yanı sıra birçok cover parçayı da birlikte yorumlayacak.

MTV Avrupa Müzik Ödülleri

İngiltere'nin Liverpool kentinde düzenlenen 15 MTV Avrupa Müzik Ödülleri'ne Emre Aydın damgasını vurdu!Sanatçımız yapılan oylama sonucunda "Avrupa'nın en iyi sanatçısı" ödülüne layık görüldü.Echo Arena'da düzenlenen geceye tam on bin kişi katılırken, organizasyon tüm dünyada otuz milyon kişi tarafından izlendi.

Emre Aydın’ın, "Avrupa’nın En İyi Sanatçısı" ödülünü aldığı gecede, 30 Seconds To Mars "Yılın En İyi Rock Grubu", grubun "Beautiful Lie" parçasına çektiği klip de "yılın en iyi klibi" seçildi.Ödüle ilişkin video için aşağıdaki linki takip edebilirsiniz :

buradan

Seether - Biyografi

Güney Afrikalı rock grubu olan, Seether’ın ilk ismi Saran Gas dır. İlk kurulduğu zamanlar gece kulüplerinde, barlarda, partilerde ve Güney Afrikada olan konserlerde ön grup olarak çalan Saron Gas ülkedeki üniversitelerde de çalıyorlardı.. Bu çalışmalardan ve performanslar sonunda 2000 de Musceeter Records ile bir anlaşma yapıp, ilk albümleri olan “Fragile” yi çıkarıdılar... Özellikle “69 Tea” şarkısı olmak üzere, Güney Afrika listelerinde üst noktalara çıkmayı başaran grup, Evanescence gibi büyük rock gruplarınında yapımcısı olan “Wind-Up Records” tarafından keşfedildi. Bunun üzerine ABD ile bağlantıya geçen Saron Gas, onların ikinci albümü olan Disclamer albümü üzerinde çalışmaya başladılar, çalışmalar bittikten sonra albüm kapağı yapımı aşamasında Wind-Up Records un teklifi üzerine isimlerini “SEETHER” olarak değiştirdiler, ve 2002 yılında Seether ın ilk albümü Disclaimer çıktı.

Albümün çıkışının hemen ardından Dave Cohoe gruptan 2002'nin şubat ayında ayrıldı.Bir ay içerisinde onun yerine Nick Oshiro baterist olarak gruba dahil oldu. Albüm ABD de çok sayıda satarken özellikle “Fine Again”, “Driven Under” ve “Gasoline” şarkıları çok beğenildi. Ayrıca bu şarkılara klip çektiler. Disclaimer II nin en büyük bombası Broken ilk albümde şarkı olarak bile yayınlanmadı. Ayrıca grubun solisti olan Shaun Morgan ın müzik yapmaya başlamasına sebep olan Nirvana Nevermind albümüni Morgan ın çok sevmesinden dolayı Nirvananın bir çok şarkısını coverlamıştır.

Disclaimer albümünün çıkışının ardından grup hiç durmayan turne trafiğine girdi ve bir çok şehirde konser verdi, tunelerin sonunda tekrar stüdyoya giren Seether bir kaç şarkı daha koyup ve bazılarını düzenleyim Disclaimer II i çıkarlayı planlıyorlardı, ve yaptılar da. Ama kayıtlar sırasında kayıtlarını dinleyen Amy Lee “Broken” şarkısını çok beğendiğini Morgan a söylemesi ve bunun üzerine Morgan’ın düet yapmayı teklif etmesi, mükemmel bir performansın oluşmasını sağladı. Müzik şirketi Wind-Up Records un da bu işe sıcak bakması performansın olmasına olanak sağladı ve güzel bir stüdyo çalışması ardından “Seether - Broken ft. Amy Lee” şarkısı ortaya çıktı.

Bunun ardından 2004 senesinde Disclaimer II albümü çıktı. Bu albümle kendilerini dünyaya tanıtmış olan Seether artık bir dünya grubu olmuştu. Broken’ın çalışmaları sırasında Amy Lee ile Shaun Morgan bir yakınlaşma yaşadı ve bir yıllık bir ilişki yaşadılar. 2005 in sonlarına doğru ayrılan çiftin ayrılma sebebi Morgan ın büyük bir madde bağımlısı olmasıydı.

2005 yılında ilk adı Catering to Cowards olan Karma & Efect i çıkardılar. Bu albüm Birleşik Devletler listelerinden üst sıralara yerleşirken, The Gift, Remedy ve Truth şarkılarına klip çektiler. Ve Remedy US Mainstream Rock Listesinde Number One olmayı başardı.

22 Şubat 2006 da grup Shinedown ile turnedeyken akustik albüm olan One Cold Night ı çıkardı. Mide rahatsızlığı olan Morgan genelde konserlerde, TV de beğenilen şarkıları ve küfür içermeyen bir akustik albüm çıkarmaya karar verdi. Bundan dolayı Needles ve Burrito albümde bulunmamaktadır.

Grubun son albümü olan “Finding Beauty Negative Spaces” 2007 nin Kasım Ayında çıkması belirlenmişti, ama Shaun Morgan ın abisi Eugene Welgemoed ölümü sebebiyle tarih tamamen değişti. Bu süreçte Morgan abisinin cenaze işleriyle uğraştı ve ona bir şarkı armağan etti.(Rise Above This)

-çok pis alıntı-

Rock Türleri-V

Punk Rock
Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.

Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'" hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm, dadaizm, nihilizm ve anarşizm

Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.

Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor:

"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."

Punk kültürü kendi dayanışma ve iletişim ağını da yaratmıştı. Fanzinler. Kültür ve sanatendüstrisine ve sisteme karşı bir tokat olan fanzinlerin varoluş nedeni yadsıma, reddetme talebi ve çağnsıdır. Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır. (Yeraltı Edebiyatı) İlk Punk fanzini; "Sniffin' Glue", Punkın; "kendi-başına yap" (do-it-yourself felsefesini ortaya çıkanyordu: bir gitar üzerinde üç akorun yerleri gösterilmiş ve şu başlık atılmıştı: "İşte size bir akor, işte iki tane daha, hadi şimdi gidip kendi grubunuzu kurun."

Punklar arasında iletişim ve düşünsel ağ oluşturmasının yanısıra fanzinlerin yaptığı bir diğer önemli katkıda yıkıcı grafik tasanm estetiğini oluşturmasıydı. Çoğunluğu elle yazılan, siyah beyaz olan kaotik bir kolajla oluşturulup fotokopi ile çoğaltılan fanzinlerin sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıplan yıkmaya yönelikti.

Punk'ın bu yıkıcı tavrının köklerini dada akımının oluşturduğu söylenebilir. 1916-1922 yıllan arasında Dada kendisini de reddederek mevcut tüm toplumsal ve estetik değerlere şiddetli karşı çıkışı, anlamsızlığı ve antisanatı, provakatif parodisi, edepsiz mizahı ile yıkıcı sanatın temsilcilerindendir.

" .. .Bizim için birer HİÇSİNİZ Tanrılarınız gibi: HİÇ Bürokratlarınız, yöneticileriniz gibi :HİÇ Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ Bana saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu haykıracağım..." (Dada Manifestosundan)

Dadanın önce gelen simalanndan Mareel Duchamp; pisuvar, şişe askılığı, kar küreği gibi eşyalann üzerine sadece imzasını atarak ve birer sanat eseri olarak sergilediği "ready mode"leri (hazıryapıt/yapım) ile tanınmıştır.

Punk konserleri, punk giyimi ve sanatı gibi yıkıcıdır. Değerlere yönelik birer saldırıdır. Punk'ın kışkırtıcılık politikasının bir parçası olan gruplar konser sırasında, seyircisi ile şiddet, yıkım gösterisi sergilerier. (Sahneye kusmak, tükürmek, havada uçuşan içki şişeleri, sandalyeler , grup dansı) Punk'ın bu sadomazoşist eğilimi aslında, punk'ın diğer tahripkar unsurlan gibi belli bir şeye dikkat çekmek üzere kullanılan bir şok taktiğiydi. Punklar toplumu nasıl gördüklerini anlatmak istiyorlardı: Anarşi istiyorlardı, yeni bir müzik tarzı geliştirmek ve bu müzik tarzının kaosunu paylaşmak, çoğaltmak istiyorlardı. Punk konserleri ekspresyonist performansı ile "şimdi ve burada"dır. (now-and-here) Ekspresyonizmin sembolü haline gelen Çığlık punkta hem şarkılarında hem de grafik tasarımlannda kendini gösteren bir motiftir: yüksek desibel seviyesi,izleyici ile grup arasında fiziksel ve duyusal etki punk konseri "yaşamalanı" içindedir. O an'ın içinde yaşanılanlar zamandan ve mekandan soyutlanmış kaostur.

Punk Rock'ın gelişimi Amerika ile İngiltere arasındaki kültürel alışverişle hız kazanmıştı. Velvet Undergound, New York DolI ve Ramones gibi New York'lu gruplar, 1965'te başlayıp 1970'ler boyunca devam eden bir süreçte, bilinçli bir biçimde "sokak kültürünü" işlemiş ve geleceğe karamsar bakan yeni bir tür müzik üretmişlerdir. (Bu gruplar sadece punk rock'ın değil hard'n' heavy, heavy metal ve türevIerinin de doğuşunda da etkili olmuşlardır.)


"Punk", "Punk Rock", "Punk Kültürü" tam da punk'ın istediği gibi açık bir biçimde tanımlanamamıştır. (Standardize edilerneme, kategorize edilememe) Punk; ilk çıkışı 1975'te belirli bir rock and roll türünü ve kendisi ile iIişkilendirilen gençlik alt kültürünü anlatmak için kullanılmaya başlansa da, 80'ler sonrası ticari rock müziğin türevlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Punk 'underround rock', 'new wave', 'new music', 'street rock', 'power pop', 'avant-punk' ve 'hardcore' gibi terimlerle özdeşleşen anlamlarda da kullanılmıştır.

Punk sözcüğünün kökleri de bulanıktır. İngilizcede ilk olarak fahişe ile eşanlamlı olarak ortaya çıkar. Funk ve Wagnalls İngilizcenin Yeni Standart Sözlüğünde şöyle tanımlanır:

* ı.Çürümüş tahta, bitkisel kav, değersiz nesne, boş konuşma.
* 2. Yumrukla yapılan saldın ya da darbe.
* 3. Genç Haydut, hayta, serseri.

Bu sözcük tanımları bilgilendirici olsa da punk'ı tanımlamaz.

Punk Rock'ın ortaya çıkışı Ocak 1976'da Manhattan'daki East ViIIage'da bulunan CBGB and OMFUG adlı küçük bir kulüpte verilen konserlerden doğan'Punk' adlı derginin çıkışı ile başlar.

...18 yaşındaydım. New York'taydım. Yıl 1975'ti. Birgün arabada giderken John (Holmstrom) 'bir dergi çıkaralım' dedi. Beni ve Ged'i (Dunn) Velvet Underground'a 1997 ve Stooges'a ve New York Dolls'a uyandıran John'dı John derginin sevdiğimiz şeylerin bileşimi olmasını istiyordu. Eski Tv dizileri, bira içmek, düzüşmek, çizburger, mizah dergileri, ikinci sınıf filmler ve bizden başka kimsenin takılmadığı rock'n'rol grupları. John derginin adının Teenage News olmasını istiyordu. Dolls'un aynı isimli şarkısından ötürü. Boktan bir isim olduğunu söyledim. 'Niye Punk demiyoruz?' dedim. Punk sevdiğimiz herşeyi temsil ediyordu: Kıyak, yapmacıksız, absürd, komik, ironik, şehri küçük posterlerle donattık. 'Dikkat Punk geliyor! Leg McNeil Please kill Me/ Roll Dergisi temmuz 2001/07"


İsyankar CBGB and OMFUG (Country, Blue Grass, Blues and Other Music For Uplifting Gormandizers) sahnesi Punk dergisi yolu ile punk terimi ile kurduğu bağlantı, belli bir deneysel rock'n'rol akımını tarif edecek olan "Punk Rock" teriminin oluşması sürecinin ilk aşamasıdır.

Punk dergisinin ilk sayısı 1 Ocak 1976'da çıktı. Lou Reed ve Ramones ile ilgili yazıların yanı sıra John Holmstrom'un özgün otobiyografik çizgi dizisi "Joe", Leqs Mcneil'den şehvetli kadınlarla ilgili "foto karikatür öykü"sü yer alıyordu. Punk'ın ilk sayısı 3000 adet basıldı. Ve sadece New York'ta dağıtıldı. Dergi son çıkış tarihi olan 1979'ta 25.000 adet basılıyor ve dünya çapında 2000 aboneye ulaşıyordu.

Punk dergisinin İngiliz punk akımına da grafik anlayışı yönünden önemli etkileri olmuştu. İngiliz punk rock'ının ilk fanzini "Sniffin' Glue" adıyla Temmuz 1976'da Londra'da çıkmaya başlar. Daha sonra; Ripped and Tom rotten to the Core, London's Burning, Live Wire, Vive La Resistance ve Heat adlı fanzinler İngiliz karşıt kültürünün sözcüleri oldular.

Punk Rock stili Londra'nın güneybatısındaki ve Kings Rood civarındaki heterojen gençlik söylemlerinden, yaşam biçiminden oluşmuştu. Şüphesiz ki punk rock'ı tetikleyenler arasında, androjen görüntüsü ile fetişleştirilen fenomen David Bowie'nin glitter rock'ı, Ramones, Heartbreakers, Iggy Pop, Richard Hell gibi kişi ve gruplar vardır. 1960'ların moda alt kültürünü, bazı blues gruplarının melodik alt yapısını ve isyanını, northem soul ve reggae'den alınma unsurları da punk müzikal kaosunda bulmak mümkün.

Tarihte Hippy adı ile anılan sahte-uyuşturulmuş-muhalif kültür milyonlarca ebleh evcilleştirmekte oldukça başarılı olmuştu. Bu sahte muhalif kültür başarısını mass media'dan daha ziyade, 1950'lilerin beat generation radikal muhalefetini vahşi kapitalistlerin önünde savunmasız ve yalnız bırakmasına borçluydu. Başkalannı rahatsız etmeyecek kadar vasat olan bu insanlar daha sonra senetlerin, iş görüşmelerinin, ahizelerin arasında geçmişlerini hatırlamayacak kadar değişip kapitalistleşeceklerdi. Oysa punk kendi bedeni ve yaşam biçimi ile politikası, parodisi ve estetiği ile kesinlikle asi ve yıkıcıydı, ki hala bir çok ülkede alt kültür muhalifliğinin en önemli unsurlarıdırlar.

Rock Türleri-IV

Progressive Rock
Progressive Rock müzikteki en gizemli türlerden biridir. Anlayanı azdır. Doğal olarak da az sevilir. Ancak sevenleri de bir ömür boyu vazgeçemez ondan. Öyleyse nedir bu PR (Progressive Rock) birçok farklı müzik türünün harmanlanıp bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Rockla birlikte caz, folk ve klasik müziğin karışımıyla ortaya çıkmıştır. Bir diğer karakteristik özellik de deneyselliktir. Bir grup yada sanatçı bir konuyu, bir kişiliği veya bir olayı ele alıp onu kendi müziği doğrultusunda dinleyenlerine sunar. Bunun sonucunda da her grubun yaptığı müzik kendi ismiyle anılıp, diğerlerinden farklı bir konumda olur. Yani müziği dinlediğinizde "bu X grubun soundu" diyebilirsiniz.

PROGRESSIVE ROCK'IN KÖKLERİ
PR'ın tohumlarının ilk olarak efsanevi grup BEATLES tarafından atıldığı öngörülüyor. Grubun 1967 tarihli "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" albümü herşeyin başlangıcı kabul ediliyor ve sayısız grubu etkileyip onların bu müzik türünde büyük başarılar elde etmesinin başlıca sebebi sayılıyor.

Bununla birlikte klasik PR konusunda en büyük öncülüğü yapan grup MOODY BLUES'dur. Grubun 1967 tarihli "Days Of Future Passed" albümü ilk senfonik rock ve konsept albümüdür. Yaşamdaki bir günü anlatır. Şafakta başlar ve geceyi anlatan ünlü parçaları Night
In White Satin ile sona erer. Moody Blues'un 1967 ve 1973 tarihleri arasında ürettiği 7 albüm de tam bir PR şölenidir. Bu da PR'ın temelini 2 önemli grup BEATLES ve MOODY BLUES'un attığını gösteriyor.

KLASİK PROGESSIVE ROCK'IN DOĞUŞU
60'lı yılların sonunda oldukça yeni ve fazla anlaşılmayan bir müzik türü olan PR ile özdeşmiş bir grup da KING CRIMSON'dı. Grubun ilk albümleri 1969 tarihli "IN THE COURT OF THE CRIMSON KING" senfoni, caz, R&B ve hard rock türlerinin bir karışımı olarak dinleyenleri hayrete düşüren bir şekilde ortaya çıktı. Grup 1974 yılına kadar çıkardığı yedi uçuk albümle dinleyenlerini oldukça nevrotik ve karamsar, zaman zaman duygusal bir boşlukta bırakmıştı.

PR arenasında bir başka çok önemli grup da PINK FLOYD'tu. Özellikle Roger Waters'ın yazdığı inanılmaz üst düzey liriklerle ve deneysel müziklerle PINK FLOYD bu türde tam bir devrim yaratmıştı. 1971 tarihli " Meddle " albümleri bir yüzüyle hoş,dugusal caz ezgileriyle
insanı rahatlatırken, diğer tarafı (23 dakikalık tek bir parça) Echoes ile "Ne oluyor burada dedirten?" bir ziyafet sunuyordu hayranlarına. Billboard listelerinden bir türlü inmek bilmeyen grubun efsanevi albümü "The Dark Side of The Moon", Syd Barret'a adanan David
Gilmour'un hüzünlü gitar sololarıyla bezeli emsalsiz "Wish You Were Here" ve karanlık, içine kapanık ama asla hakkı tam olarak verilmemiş "Animals ile Pink Floyd 1971-77 tarihleri arasında PR türünün eşsiz örneklerini vermişti.

Dönemin bir diğer süper grubu da bünyesinde Rick Wakeman, Steve Howe ve Jon Anderson gibi müzik dehalarını barındıran YES'ti. Grubun başyapıtı kabul edilen 1972 tarihli "Close To The Edge" albümü senfonik, karmaşık,tinsel, dokunaklı ve Chris Squire'ın sert ama ritmik bas gitar tınılarıyla dolu gerçekten eşi bulunmaz bir albümdü. Grubun, diğer "Fraglie(1971)",
"Tales From Topograghic Oceans(1973), "Relayer(1974)" ve "Going For The One(1977)" gibi albümleri PR tutkunları için her zaman demirbaş listesindeydi.

PR tarihinin en karmaşık, anlaşılması zor gruplarından biri de GENESIS'ti. Aynı grubun 80'lerde yaptığı "Invisible Touch" gibi art-pop albümler PR tutkunlarına elem ve keder verse de benim bahsettiğim GENESIS 1970-74 arası solistleri Peter Gabriel liderliğindeki gruptur.
"Tresspas(1970)"," Nursery Crime(1971)", Foxtrot(1972)", "Selling England By Pound(1973)" ve "The Lamb Lies Down Broadway(1974) gibi albümler senfonik, üzerinde çok uğraşılmış ve insanı uçuran lirikleriyle tam bir başyapıttılar.

PR serisinin en teknik ve aynı zamanda en abartılı grubu Emerson,Lake and Palmer'dı. Nice grubundan gelen Keith Emerson King Crimson'dan gelen Grek Lake ve Atomic Rooster'dan gelen Carl Palmer'ın oluşturduğu ELP oldukça cesur, yaratıcı, gösterişli ve agresif taraflarıyla dönemin en çok ses getiren gruplarındandı."Tarkus(1971)", "Pictures At Exhibition(1971)", "Trilogy(1972)" ve başyapıtları "Brain Salad Surgery(1973)" albümleriyle tanınmışlardı.

Zaman zaman PR kulvarlarına giren ünlü İngiliz grup Uriah Heep'ide unutmamak gerekiyor. Ken Hensley'in liderliğindeki grup "Salisbury(1971)", "Magician's Birthday(1972)" ve "Demons and Wizards(1972)" gibi hepsi gerçek bir PR örneği olan çok kaliteli
albümler üretmişti.

Alan Parsons Project de yaptığı konsept albümlerle PR'ın hakkını veren gruplarındandı. Ayrıca Van Der Graaf Generator, Gentle Giant ve Renaissance gibi ülkemizde pek tanınmayan gruplar da dönemin oldukça ses getiren topluluklarıydı. Ayrıca Macar grup Omega ve Almanların dev grubu Eloy da 70'li yıllarda PR alanında iz bırakan birçok albüm üretmişlerdi.

Benim bu dönemden bahsedeceğim son grup gerçekten çok sevdiğim ancak rock dünyasında bir türlü hak ettiği başarıyı yakalayamamış İngiliz grup Camel olacaktır. 1972 yılında Surrey
İngiltere'de Andy Latimer, Peter Bardens, Doug Ferguson ve Andy Ward tarafından kurulan Camel aradan geçen 30 yıla rağmen kalan tek orjinal üye gitarist Andy Latimer sayesinde yoluna devam ediyor. "Snow Goose(1975)", Moonmadness(1976)", Rain Dances(1977)"
ve "Stationary Traveller(1984)" gibi PR tarihinin en başarılı albümlerini üretmiş olan Camel Andy Latimer'ın insanı başka alemlere götüren naif flüt ve gitar ezgileriyle, Andy Ward'un başarılı davul tekniği ve geçtiğimiz Aralık ayında yaşama veda eden Peter Bardens'ın kendine
has klavye çalışı ile gerçekten bu alanın en başarılı gruplarından biriydi.

70'Lİ YILLARIN PROGRESSIVE HARD ROCK GRUPLARI
Bu kategoride 3 önemli grup göze çarpıyor. QUEEN, RUSH ve KANSAS. Bu üç grupta klavyeden ziyade klasik heavy metal sınırlarını zorlayan gitar soundlarıyla ve sıkı, özenilmiş düzenlemeleriyle türün gözdeleriydiler. Ancak kayda değer bir olgu da, bu grupların birkaç
başarılı radyo hitleri dışında PR tutkunları tarafından fazla dikkate alınmamalarıydı. Bu da anılan grupların az fakat kendilerine aşırı bağlı fanatik hayran kitlelerine sahip olmasına neden oldu.

Odukça fenomen olan QUEEN opera, metal,klasik ve görsel öğeleri fazla kullanan ve bu karışımlardan oluşan farklı müziği ile kendine bağlı bir hayran kitlesi oluşturmuştu. Freddie Mercury ve Brian May'in liderliğindeki grup, anlaşılması zor "QueenII(1973), farklı ancak sanatsal"Sheer Heart Attack(1974)", gösterişli, ses getiren "A Night At The Opera(1975)", oldukça sert "A Day At The Races (1976)" ve daha az progressive"News Of The World(1977)" gibi albümleriyle rock tarihinin unutulmazları arasındaki yerini alıyordu.

Kanada'nın bir numaralı grubu Rush ise oldukça sert, Alex Lifeson'ın gitarına ve baterist Neil Peart'ın uçuk şarkı sözlerine dayalı müzikleriyle bu alanda önemli bir yer tutuyordu. Grup "2112(1976)" ve "Hemispheres(1978)" gibi enstrümanların hakkının verildiği "Permanent Waves(1980)" ve "Moving Pictures(1981)" gibi daha dingin ve dengeli albümleri ile dikkat çekiyorlardı.

PR alanında pek fazla önemli grup çıkarmayan Amerika'nın başarılı temsilcisi Kansas gitarist Kerry Livgren liderliğinde önemli başarılara imza atmıştı. Zaman zaman çok sert, zaman
zaman da klasiğe yakın daha dingin, naif parçalarıyla Kansas bu alanın hatırı sayılır gruplarındandı. "Leftoverture(1974)" ve "Point Of Known Return(1977)" grubun en seçkin albümlerindendi.

GÜNÜMÜZDE PROGRESSIVE ROCK......HALA VAR MI?
Evet. Bazı başarılı rock grupları eskileri gibi olmasalar da hala bu müzik türünü günümüzde de sürdürmeye çalışıyorlar. 80'li yılların ortalarında kurulan İngiliz grup Marillion hem Fish ile birlikte hem de Fish'ten sonra yaptıkları kaliteli müzik ile 70'li yıllar sonrası bu alanda bayrağı taşıyan önemli bir gruptu. "Fugazi(1984)", "Misplaced Chidhood(1985)" ve "Brave(1994) gibi albümler grubun oldukça önemli yapıtları arasındaydı.

Her biri kendi enstrümanında tam bir uzman olan DREAM THEATHER'da progressive metal tarzı parçalarıyla türü devam ettirmeye çalışan gruplardan. Grubun 1999 tarihli "Metropolis Part2: Scenes From A Memory" albümü oldukça dikkat çekici.

Bu alanda bahsedeceğim son iki grup TOOL ve RADIOHEAD. Her iki grup da alternatif rock tarzı görüntüleriyle daha çok modern PR grupları olarak adlandırılabilirler. TOOL'un oldukça karanlık, düşündüren metal albümleri "Aenima(1996)" ve Lateralus(2001)" ile daha gözde bir grup olan RADIOHEAD'in "Ok Computer(1997) ve Kid A(2000)" gibi oldukça nevrotik, insanı bozan albümleri günümüzdeki PR müziğinin en etkili örnekleri sayılabilir.

Rock Türleri-III

Gothic rock, 1970'lerin sonlarında ortaya çıkmış bir rock türüdür. Kısaca goth rock olarak da adlandırılır. Gothic rock'ta çoğu rock türünde olduğu gibi elektro gitar, bass gitar, bateri, solo gitar kullanılır; ama diğer rock türlerinden kendisini ayıran özelliği ise ek olarak drum machine ve synthesizer enstrümanlarının kullanılmasıdır. Bu türün gruplarının %90'ı kadın vokalist kullanır. Bazı gothic rock grupları;

Bauhaus (Grup)
The Cure
Fields of the Nephilim
The Sisters of Mercy
Siouxsie & the Banshees


Hard rock, kökenleri 1960 başları garaj rock'ı ve psychedelic rock'a dayanan bir rock and roll tarzıdır. Elekro gitar, bas gitar ve davulların sert şekilde kullanılması tipik özelliğidir. Hard Rock terimi, genellikle punk rock, grunge, alternatif metal ve heavy metal gibi Pop rock radyo müziklerinden daha sert olan rock tarzlarını tek bir çatı altında toplayan ana kategorilerdendir.Günümüzde Nickelback,Sevendust,Silverchair,Lostprophest,Puddle of Mudd ,Saliva,Scars of Life gibi guruplar bu müziği icra etmektedirler.


Industrial (Endüstriyel) Rock

Industrial recordstan gelir adi.Throbbing gristle, Einstürzende Neubauten,Coil,Laibach,Merzbow..vs. diye gider öle işte.. En güzelini fear factory replica`nın girişinde söylemiş zaten: `there is no love`... endüstriyel müziğin derdi kısaca bununla özetlenebilir, sevgisiz, insanların birbirinden kopuk, ben-merkezcil hayatlar sürdüğü şehir ortamında varolmaya çalışan çocukların müziği. bu durumda öfke ve isyan çok şaşırtıcı olmasa gerek... Ministry`i bu türü icad etmekle itham ederler. Hatta bazıları Nine Inch Nails`e bilen Industrial Rock der. Ben ise onlarla tartışmam, kafama iş makineleri gibi inen ritmleri, kulağımda fabrika uğultusu gibi cızırdayan gitarları dinler, "haklısın abi" derim.Makinalaşan insanın makinalaşmama çabası gibi bir şey, ayrıca illa müzikte dijitallik olacaksa böyle olsun.




Counters